21 Kas 2010

En Kürk çizmeler

Kışın elbiselerin altına en çok yakıştırdığım ayakkabılar, kürklü çizmeler. Çok şeker ve şık görünüyorlar. 2010-2011 kış sezonumuzda da yine yerlerini alan bu çizmeler, malesef bendeki son kullanma tarihini çoktan doldurdular. Nedeni ise 2005 yılı kışında Herry'den aldığım ve çok severek kullandığım çizmelerim beyaz olması dolayısıyla ne kadar dikkat etsemde kirlendiler. Ben naptım peki diş fırsa ve sabun eşliğinde bir güzel temizledim onları. Buraya kadar herşey normal gidiyor.. Yaptığım şey ise o güzelim çizmelerimi kuruması için kalorifer peteklerine sokmak oldu :) Sabah kalktığımda peteklere soktuğum yerler yanmış kahverengi izli diğer yerler ise bembeyazdı! Ve 1 ay süren kısa bir macerayla son buldu ilişkimiz. Bunu niye anlattın diye merak edenlere ise; devam eden kürklü çizme modasına uymak amaçlı o yepyeni güzelim çizmelerimi boyatmayı düşünüyorum sonuç ne olur diye gözüme kestiremediğimden daha önce böyle bişey yapan varsa (kaloriferde kurutmak değil:) boyatmak)fikirlerini benimle paylaşa bilir mi?
Geriye kalan ise o güzel çizmelerimden bir fotoğraf :)


Ve birbirinden şeker kürk çizmeler

14 Kas 2010

Ah Gisele Ah...

Ayıp ama bu yaptığın Gisele! Zaten dünyanın en çirkin kadınlarından birisin bir de o dalgın, o somurtkan tavırlar yakışıyor mu hiç sana.. Hele o ayakkabılar hiç olmuş mu? Zaten bacak boyun bizim toplam boyumuz kadarken bir de topuklu giymen çok üzdü beni... O ışıl ışıl saçlar, minicik etek mi şort mu her neyse hiç yakışmış mı?
Bir an önce saçlarını düz kahverengi filan yap sen en iyisi o üstündekileride hemen çıkartıp at! Hiç biri seni yansıtmamış! Dost acı söyler biliyorsun bebeğim! , lütfen dinle bu dediklerimi olur mu? 
Kiss kiss

13 Kas 2010

Stil Sensin!

Trendyol sitesinin düzenlemiş olduğu Stil Sensin yarışmasında  kıyafet kategorisine katıldım.
Desteklerinizi bekliyorum :)
Stardust 'a  tıklayıp sadece mailinizi gireceksiniz ve beğene tıklayacaksınız bu kadar...

Zeki olduğunu düşünüyor musun?

Yok yok size sormuyorum, cevabı tabiki de biliyorum :)  NTV Yayınlarının çıkardığı bir kitap sadece... 

Kitap hakkında sitelerdeki bilgi şu şekilde: 

Oxford ve Cambridge üniversitelerindeki hocalar, en keskin zekalı öğrencileri bulmak için her yıl birbirinden şaşırtıcı sorular soruyor. Yazar John Farndon da bu sorular arasından ilginç olanları cevaplıyor, bizleri felsefeden fiziğe, edebiyattan logaritmaya kadar uzanan ilginç "akıl" oyunlarına davet ediyor.

Sence de Hamlet biraz uzun değil mi? Peki bir bilgisayarın vicdanı olabilir mi? İnsan ne zaman ölmüş sayılır? Ya da dünyada kaç kum tanesi vardır? Doğanın doğal olduğunu da kim söyledi? Eğer Kaliforniya'da değilsen, öyle bir yerin var olduğunu nereden biliyorsun? Yoksa sen zeki olduğunu mu düşünüyorsun?

Merak uyandırıcı bir kitap değil mi? Yeni başladım okumaya ama bir kaç ilginç başlığı sizlerle paylaşmak istiyorum.

-Elmayı Nasıl Tarif Edersin? 
"Kesinlikle elma en soylu meyvedir" der 19. yüzyılın Amerikalı natüralist şairi Henry David Thoreau. Bu çekirdekli, etli ve kabuklu top kadar sembolik statü kazanmış ve anlam yüklenmiş başka bir meyve yoktur. New York kentinden Macintosh bilgisayarlarına kadar her şeyi temsil eder; doğru bilgiden sağlığa kadar varan unsurları ufacık, düzgün bir çıkına sığdırır. Bir çocuk "anne babasının gözündeki elma"dır. Bozulan iyi bir delikanlı "çürük bir elma"dır. "Süleyman'ın Şarkısı"nda elma, gönül yarası olanların avuntusudur... 

diye devam ediyor ve mesleğine göre kişilerin elmayı tarif etme şekillerini anlatıyor. 

-Bir bilgisayarın vicdanı olabilir mi? 
Vicdan esas itibariyle doğru ve yanlış arasında ayrım yapabilme yetisidir. Kafamızın içinde, bize ne yapmayı ve ne yapmamayı bildiren sestir - ve dediğini yapmadığımızda bizi suçluluk duygusuyla kıvrandıran şeydir. 

... Vicdan her neden gelirse gelsin bir bilgisayarın suçluluk duygusu altında ezilişini hayal etmek zordur. Pablo Picasso'ya sonradan yakıştırılan ve (tamamen doğru olmasa bile) düzgün ifadeli saptamayla "bilgisayarlar yararsızdır, size sadece cevap verirler." Disney bizi aksine inandırmak için uğraşsa da, bir bilgisayarın "duygu" taşıdığını hayal etmek de zordur.


-Beynin en çok hoşuna giden yanı nedir?
Bu soru Cambridge üniversitende tıp okuyan birisine sorulmuş. İşte cevabı
Ne güzel bir soru! Hoşuma giden yanı birisinin bana bu soruyu yöneltebilmesi ve benim de yetersiz olsa bile cevap vermeye çalışabilmemdir. Beynin yapısı değil yapmayı başardığı işler hoşuma gidiyor. Düşünmemi, analiz etmemi, yaşadığım şeylere tepki vermemi, fikirlerimi ifade etmemi, hazzın ve acının ne olduğunu anlamamı sağlaması hoşuma gidiyor. Bana hayatımı vermesi hoşuma gidiyor... diye devam ediyor

-Denizde niçin tuz vardır?
Doğrusunu söylemek gerekirse, hiç yoktur; denizde erimiş halde bulunan, çökeltiğinde biraraya gelerek tuzu oluşturan ve deniz suyuna tuzlu bir tat veren kimyasallar vardır sadece. Şimdiye kadar deniz suyunda 72 ayrı element tespit saptanmıştır; dünyadaki hemen her doğal elemente denizin bir köşesinde rastlamak olasıdır. Ancak en bol olan klor ve sodyum iyonları yani sofra tuzunu oluşturan elementlerdir...


Hepsi çok fazla uzun cevaplar olduğu için olabildiğince kısa ve cevaplayacı olacak şekilde seçtim. Siz de merak ettiyseniz bir an önce alın derim. 
Ha bu arada yazılan sorulardan farklı olarak değişik diğer soruları da yazarsam eğer;

- Bir karıncayı havadan yere bırakınca ne olur?
- Obez insanlar parasız sağlık hizmetlerinden yararlanmalı mı?
- Bir uzay gemisinde niçin mum yakılmaz?
- Bir inekte dünyadaki suyun kaç katı bulunur?
- Romeo fevri davranan biri miydi?
- Mars'tan gelen bir kişiye insanı nasıl tarif ederdin?
- Sana aklında düşünceler olduğunu düşündürten nedir?
- Suç işleme oranını mimarlık yoluyla nasıl azaltabilirsin?




kaynak: ntvyayinlari

12 Kas 2010

Marc Jacobs'un DÖNÜŞÜMÜ


Kürklü kabanı, diz üstü çorabı, leoparlı stilettosu ve kocaman şapkasıyla tam bir hanımefendi olmuş bence.
Siz ne düşünüyorsunuz? :)


Emma Watson'ın değişim hareketi

Harry Potter serüvenin en başında daha 11 yaşındaydı ve üzerinden neredeyse 10 yıl geçti, gözlerimizin önünde büyüdü resmen. Kendine has stilini aramaya başlaması ve uygulaması için en önemli yaşlarda o hep ilgi odağı oldu ve eleştirilere de maruz kaldı. Geçtiğimiz aylarda büyük bir değişiklik yaparak upuzun saçlarını kısacık kestirdi. Herkes gibi bende yadırgasamda şimdi pek haklı buluyorum o davranışını. 20'li yaşlara gelmiş kendi tarzını oturtmaya çalışıyor. Bunun için gerek saçları, gerek giyim tarzı olsun hepsini cesaretli bir şekilde değiştiriyor. Daha uzun yıllar gözler önünde olucak biri için çok güzel, çok yerinde bir hareket olmuş aslında..
İşte son Harry Potter filminin galasında yeni saçları ve kıyafetiyle...

US Vogue Aralık ayı kapağında Angelina Jolie!!!


Angelina Jolie'ye olan hayranlığımı öyle böyle değildir beni az çok tanıyan herkes bilir bunu. Duruşuna, asaletine, şıklığına kısacası herşeyine bayılıyorum! :) Uzun bir süredir Vogue'un kapağında yer almamıştı ta ki Aralık ayına kadar. Bir ay sonra Amerikan Vogue'da göreceğiz kendisini.  Yine kendine yakışır şekilde röportajı ve fotoğraflarıyla tabi ki :) 
İşte dergiden bazı fotoğraflar;



10 Kas 2010

US Vogue Temmuz 1983

Fotoğrafa olan merakımı az  çok anlamışsınızdır. Sürekli araştırıp ilginç şeyleri bulup sizlerle paylaşmaya bayılıyorum. Benim daha doğmadığım bir çoğumuzun da yeni doğduğu o yıllarda gerçekleşen bu çekimde efsane fotoğraflar ortaya çıkmış. Gerek makyaj olsun , gerekse kombinler oldukça iddialı ve güzel. Kısacası ben çok beğendim bu çekimi siz ne düşünüyorsunuz? 

Fotoğraflayan : Helmut Newton & Hans Feurer
Stilist : Polly Allen Mellen





 
Related Posts with Thumbnails